27 Temmuz 2009 Pazartesi

BİTİKHANE DÜŞLERİ

Her yeni bir günde, uyuyan bir Kente Uzaklardan baka baka usulca sokulmak meraktan değil, iş icabı.Korsan kedi ve köpekler dahi daha sığındıkları kuytulara çekilmeden yığınla araç ve insanın kente girmesinin yarattığı kargaşa, duman, gürültü, kirlilik ne korkutucu. Tekrarlanmayan bir şeylerin olmadığı silik yaşam biçimi.

Toplu taşıma araçlarında eskilerde eşya unutulurdu. Bilirim çünkü benimde unuttuğum olmuştur. Fakat ne gariptir ki artık insanlar baskın hayat şartlarından mıdır, nedendir bilinmez kendilerini de unutuyorlar artık . Belediye toplu taşıma araç garajında taşıma araçlarında unutulan insanlar için " Unutulan İnsanlar Servisi " açılması gereklimidir diye düşündüğüm olmuştur yerli yerince.

Muğdat durağında karşıdan karşıya araçların altında kalmadan geçebildin mi( aslında Üs geçit var fakat Bilir Taksi durağına Mersin sıcağında kim yürüyecek 200 metre ), doğru börekçi SONA' ya. Gir sıraya al böreğini, çöreğini, pastanı, doğru masanın başına. Ne hayat ama .

Ya ETÜT yapılacaktır. Ya arazide daha önceleri yaptığın Etüt' ün koordinatlarının cihazdan bilgisayarına aktararak yeni proje oluşturmak için bilgisayar başında Otocad poroğramıyla çalışılacaktır.



Öğle yemeği MERSİN FORM' da Viking kafenin köşe masalarının birinde kendim gibi bir kaç arkadaşla. Mezu derin. Ya gelmeyen ödenekler. Ya il dışına ya ülke dışına gidilecek seminerlerdir. En sevmediğim iş gezilerdir.Bar muhabbeti, kız mehabbeti, Futbol muhabbeti, sinema - kitap muhabbeti, Tv zaten hiç konuşulmazki, sonrada doğru masanın başına. Asansörde kalmadan işinin başına varabildin mi, varmışsındır demek.

Akşam kenti terk et, at kendini ilçelere, yada kasabalara, sakin Ak Deniz koylarına. Bazen kendimi geliştirilmiş Maybort( Sayborlara karşı kafamda tasarladığım Robot ) gibi hissediyorum. Traş olurken yüzümü arasıra kesmesem sanki robot olduğuma inanacağım. Bir de acılar esas adam olduğumu hatırlatıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder