12 Ağustos 2009 Çarşamba

SAKLANBAÇ OYNAYALIM MI ?







Önüm, Arkam, Sağım, Solum Söbe

Ardın sıra koşulup gelinmesinin nedeni; yalnızca NİCOLE MARY KİDMAN’ e benzemenden ibaret olsaydı, çoğunlukla gün batımlarından önce sende olunurdu.

Sen de çocukken saklambaç oyunlarında hemen beni sobelemeseydin, ( Mahallede ki diğer arkadaşların, özellikle kız arkadaşların “ Salak şey yine sobelendi ” küfürleri yankılanır durur hala kulaklarımda. ) o günlerde Yeşim SALKIM “ DELİ MAVİ ” demeseydi, GURUP AYNA “ GİTTİĞİN YAĞMURLA GEL” demeye de daha o günlerde yeni- yeni başlamasaydı, bu kadar yaşananın anlamı olurmuydu acaba?

Bu gün çocukluğuma dönüp saklambaç oynamak istedim. Varsın salak olayım, bugün defalarca sobelenmek istedim. Mavi gözlerinin kıyısında gezinmek istedim. Yağmurdan yöne kaygım yok, bir kaşık yağmur suyunda geçmişe dönmek istedim.

Ne kadar gizlemişim kendimi. Tel örgülerim kat -kat örülmüş etrafıma. Dönemeçli köşe başlarıma nöbet kuleleri dikmişim.

Kime, kimlere karşılık bu kadar savunma hazırlığı. Kalabalık yaşam alanımda bu yalnızlık neyin nesi. Neyi neye karşı savunuyorum.

Hep “En Doğru’yu” ben mi biliyorum? Hep “En Doğru’yu” ne kadar bilmek gerek?

Doğrularımı sorgulamam içsel derinliğimi arttırmak için mi ? Yoksa derinlik Mavi gözlerinde, Sineme Siyahı saçlarının üzerinde ki yağmur damlacıklarında mı gizli ?.



Meğersem, içim de ne kadar gizli kalmışsın.....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder